anfallen

ˈanˌfalən an·fal·len
saldırmak · meydana gelmek · tahakkuk etmek

Anlamlar ve Çeviriler

saldırmak
meydana gelmek
tahakkuk etmek

Konjugation (Çekim)

Ayrılabilir fiil (trennbar) — Ön ek: an Yardımcı fiil: sein

Präsens

du fällst an
ich falle an
ihr fallt an
wir fallen an
sie/Sie fallen an
er/sie/es fällt an

Präteritum

du fielst an
ich fiel an
ihr ielt an
wir fielen an
sie/Sie fielen an
er/sie/es fiel an

Imperativ

du fall an
ihr fallt an
wir fallen wir an
sie/Sie fallen Sie an

KonjunktivI

du fallest an
ich falle an
ihr allet an
wir fallen an
sie/Sie fallen an
er/sie/es falle an

KonjunktivII

du fielest an
ich fiele an
ihr fielt an
wir fielen an
sie/Sie fielen an
er/sie/es fiele an

Infinitiv

Infinitiv I anfallen
Infinitiv II angefallen sein

Partizip

Partizip I anfallend
Partizip II angefallen
Perfekt ist angefallen

Stammformen

Infinitiv anfallen
Präteritum fiel an
Partizip II angefallen

Anlam Ağı

Eş · Zıt · Üst/Alt Kavram

Edat ve Hal Uyumu

DİL BİLGİSİ
Edat (Prep) Hal (Case) Anlam / Kullanım
auf Akkusativ bir şeye yönelik olarak ortaya çıkmak (örn. Kosten fallen auf den Kläger an)
bei Dativ bir durumda ortaya çıkmak (örn. Die Gebühren fallen bei Vertragsabschluss an)
durch Akkusativ bir eylem sonucu ortaya çıkmak (örn. Schadenersatzansprüche fallen durch die Verletzung an)

Etimoloji

Orta Yüksek Almanca 'anvalen' (yaklaşmak, saldırmak) kökenlidir. Eski Yüksek Almanca 'anafal' (saldırı) ile bağlantılıdır. 'An-' öneki eylemin başlangıcını veya yakınlaşmayı ifade ederken, '-fallen' (düşmek) fiiliyle birleşmiştir. Hukuk dilinde 'tahakkuk etmek' anlamı, borçların veya hakların ortaya çıkması bağlamında gelişmiştir.